Share on facebook
Share on twitter
Share on email
Share on print

HPV Rehberi: Teşhis, Tedavi ve Daha Fazlası

HPV Nedir? | Neye Benzer? | Tipleri | Nasıl Bulaşır? | Belirtileri | Teşhis | Tedavi | Tedavi Edilmezse Ne Olur? | Korunma | Psikolojik Süreç | Sıkça Sorulan Sorular

HPV Rehberi

HPV, Türkiye’de cinsel yolla bulaşan hastalıklar sıralamasında en üst sıralarda yer alıyor. Fakat buna rağmen nitelikli ve yeterli miktarda bilgi kaynağı yok.

İnsanlar hastalığı tanımlamakta güçlük çekiyorlar; tedavi yöntemlerine dair bilgi sahibi değiller ve hastalık karşısında ne yapacaklarını çoğu kez bilmiyorlar.

Bu uzun soluklu makalede HPV’ye dair rehber niteliği taşıyacak bilgiler bulacaksınız.

Hadi başlayalım 🙂

#1: HPV (Genital Siğil) Nedir?

HPV, siğillere neden olan bulaşıcı bir enfeksiyondur ve yüzlerce çeşidi vardır.

Şöyle ki;

1. El, ayak tabanı, yüz ve kol gibi dış derimizde çıkan siğillere neden olan HPV virüsleri

2. Vajina, penis, ağız içi, gırtlak ve dil gibi kaygan dokularımızda çıkan siğillere neden olan HPV virüsleri

3. Ve son olarak, hiçbir belirti vermeyebilen ancak taşıyıcısı olduğumuz HPV virüslerinden söz edilebilir.

Birinci sırada bahsettiğimiz siğillerin kötü görünmek ve çoğalmak dışında herhangi bir sıkıntıya yol açma riski yoktur. Bu siğiller çoklukla havuz/hamam gibi toplu ve ortak kullanım alanlarından bulaşırlar ve tedavileri kolaydır.

Ama ikinci ve üçüncü sıradaki maddelerde  bahsini ettiğimiz HPV virüslerinin durumu biraz farklıdır. Onlar cinsel yolla bulaşırlar. Muhtemelen sizi buraya getiren işte bu virüslerdir.

İlk sırada bahsettiğimiz probleme sadece siğil desek de ikinci ve üçüncü sıradaki sıkıntılar genelde bizzat virüsün ismiyle (yani HPV olarak) anılır.

HPV dünya genelinde en yaygın görülen bulaşıcı cinsel enfeksiyonlardan biridir ve aktif bir cinsel hayatınız varsa kendisiyle muhatap olma ihtimaliniz %50’dir.

Bu yüzden endişelenmeyin, yalnız değilsiniz.

#2: HPV Neye Benzer?

Genital siğiller hem erkeklerde hem de kadınlarda pek çok farklı şekilde kendini gösterebilir.

  • Erkeklerde penis, penis çevresi, testisler, kasıklar ve makatta
  • Kadınlarda ise vajina içinde ve dışında, rahim ağzında, kasıklarda ve makatta gözlenir.

Diğer taraftan;

  • Karnabahar görünümlü kümelenmiş kabartılar,
  • Birbirine yakın ten renginde ya da beyaz ipliksi çıkıntılar,
  • Yine ten renginde, beyaz ya da siyaha çalan renklerde tek sivilcemsi dokular halinde görülebilirler.

Genital siğiller, kıl dönmeleriyle, sivilcelerle, molluscum denen bulaşıcı başka bir viral hastalıkla ve  kadınların bazılarında vajinada doğuştan görülen pütürlü dokularla karıştırılabilir.

 “Vulvar vestibular papillomatosis” adı verilen bu pütürlü dokular aslında doğuştan beri vajinanın içinde ya da çevresinde var olabiliyor ve hiçbir hastalık riski taşımıyor; ancak görüntüleri özellikle kümelenmiş siğillere çok benzediğinden çoklukla HPV ile karıştırılabiliyorlar.

Hiçbir sağlık riski taşımayan bu dokular çok yaygın görülmediğinden doktorlarımız gerekli tahlilleri yapmadan HPV teşhisi koyabiliyorlar.

O yüzden genital bölgemizde gördüğümüz her kabartıyı hastalık sanmamakta fayda var.

#3: HPV Tipleri Nelerdir?

HPV virüslerinin düşük riskli , orta riskli ve yüksek riskli tipleri vardır.

Aynı anda tek tipi taşıyabildiğiniz gibi birkaç tipi de birlikte taşıyabilirsiniz. Ama iyi haber şöyle ki siğil oluşumuna yol açan HPV tipleri genelde düşük riskli tiplerdir.

Düşük Riskli Tipler

6, 11, 40, 42, 43, 44, 54, 61, 70, 72, 81 

6 ve 11 en yaygın görülen düşük riskli tiplerdir. Genital siğillere sebep olan tipler de bunlardır.

Düşük riskli tipler kanser riski oluşturan (ağız,dil, gırtlak vs.) diğer siğillere de yol açmazlar.

Yüksek Riskli Tipler

16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59

16 ve 18 en yaygın görülen yüksek riskli tiplerdir.

Bu tipler rahim ağzı başta olmak üzere mukoza üzerine yerleşen pek çok kanser türünden sorumludur. Yüksek tipli siğiller belirti vermezler ve tahlil dışında teşhis edilme ihtimalleri yok.

Orta Seviyeli Riskli Tipler

 26, 53, 66, 68, 73, 82

Bu tipler çok yaygın olarak görülmezler. Düzenli bir şekilde takip edilmeleri gerekir.

#4: HPV Nasıl Bulaşır?

HPV’nin cinsel ilişki yoluyla bulaştığı kabul ediliyor.

Öte yandan;

  • Havuz, sauna, hamam ve umumi tuvalet gibi ortak kullanım alanlarında bulunmak.
  • Virüsü taşıyan kişinin havlu, iç çamaşırı ve banyo lifi gibi genital bölgelere temas eden kişisel eşyalarını kullanmak. 
  • Epilasyon salonlarında ağda için kullanılan malzemelerin ya da lazer epilasyonda kullanılan araçların hijyenine dikkat edilmemesi.
  • Kadın doğum kliniklerinde ve ameliyatlarda kullanılan muayene gereçlerinin iyi dezenfekte edilmemesi gibi durumlarda bulaştığı da rivayet ediliyor.

HPV Nasıl Bulaşır

Ancak bütün bu seçeneklerin bilimsel bir ıspatı henüz yapılamamış.

Çünkü HPV’nin insan vücudu dışındaki bir alanda ne kadar süre barınabildiği kestirilemiyor.

Hiç cinsel teması bulunmadığı halde HPV taşıdığı kayıt edilen görece az sayıda vaka olmuş; fakat bu konuda hastanın beyanı esas alındığı için bilimsel ispat imkanı doğmamış. Bazı koşullardan dolayı “ben kimseyle öpüşmedim bile,” demek zorunda hissedip dürüst olamayan hastanın cinsel temas yaşayıp yaşamadığını ispat etmek elbette ki mümkün değil.

Virüsün bulaşması için genital sıvıların temas etmesi yeterli. Cinsel birleşmenin tam olup olmamasının bir önemi bulunmuyor. Cinsel organların birbirine sürtünmesi, anal seks, oral seks ve hatta öpüşmek bile virüsü almak için uygun ortamı sağlıyor.

#5: HPV Ne Zaman Belirti Verir?

HPV’nin tipine göre 2 aydan 6 seneye kadar bir kuluçka dönemi vardır.

Ancak siğil yapan tiplerin %80’inin bulaşmadan itibaren ilk 2-8 ay içinde belirti verdiği söyleniyor.

Genital siğiller herkeste aynı sıkıntılara yol açmayabilir.

Siğiller yaygın olarak yanma, acı ve kaşıntı yapar. Cinsel ilişki esnasında, makat çevresinde ya da idrar kanalına yakınsa tuvalet ihtiyacı esnasında, hatta bazen hiçbir uyaran yokken de acı, yanma ve şiddetli kaşıntı hissine neden olabilirler.

Bazı kişilerde ise görüntüsü dışında bu yakınmaların hiçbiri olmaz. Bu yüzden de geç fark edilebilirler.

Cinsel organlarımızı muayene etmek gibi bir alışkanlığımız yok ama siğilleri atlamamak için zaman zaman kendi muayenemizi yapmamız gerektiğini hatırlatalım.

#6: HPV Nasıl Teşhis Edilir?

Kadınlarda HPV’yi teşhis etmek çok kolay. Kadınlar bu konuda daha şanslı.

Smear tahlili yaptırmak.

Jinekolojik muayene esnasında rahim ağzından dökülen hücrelerin küçük bir çubuk yardımıyla alınmasıyla yapılan Smear tahlili hem HPV ve hem de birçok kadın hastalığının erken teşhisinde çok önemli.

Smear tahlili acılı ya da pahalı bir işlem değildir. Birçok sağlık kuruluşunda ücretsiz Smear ve HPV taraması yaptırmak mümkün.

Smear tahlili sayesinde kadınlarda aktif siğil olmasa bile HPV taşıyıcısı olup olmama durumuna bakılabiliyor.

Smear, taşıdığınız HPV’nin rahim ağzında bozulmaya başlayan hücreler olup olmadığını da (yani kanser riski taşıyan) söyleyecek tahlildir. Eğer bozulma varsa tahlil sonucunuzda CIN 1, CIN 2, CIN 3 gibi belirteçler görebilirsiniz. Bunlar bozulmanın ne kadar çok ve ne kadar riskli olduğunu belirten sonuçlardır. CIN 1 az bozulma, CIN 2 orta seviyede bozulma ve CIN 3 ise tehlikeli seviyede bozulma demektir.

Ama bu sonuçlar gözünüzü korkutmasın. CIN 3 seviyesi bile tamamen iyileşme olmayacağı anlamına gelmiyor.

Doktorunuz gerekli görürse yani bozulma varsa bu sonucun üstüne sizden “Kolposkopi” denen bir muayene talep edebilir. Kolposkopi rahim ağzının daha detaylı görünüp incelenmesini sağlayan bir jinekolojik muayene şeklidir.

Korkmanıza gerek yok. Bunun normal jinekolojik muayeneden farkı rahim ağzınızın özel bir sıvıyla ıslatılıp incelenmesi ve bu incelemenin 20-30 dakika kadar sürebilmesidir. Doktorunuz gerekli görürse bu muayene sırasında küçük bir parça almak isteyebilir; ki bu da pek canınızı acıtacak bir işlem değil.

Eğer biraz şanssızsanız ve HPV rahim ağzınızda fazla bozulmaya yol açtıysa bu işlemlerin ardından halk arasında rahim ağzının tıraşlanması denilen Leep Konizasyon yaptırmanız gerekebilir.

Leep aslında “Nasıl Tedavi Edilir?” başlığında bahsini ettiğimiz koter cihazıyla yapılan bir tedavidir. Rahim ağzı koterle tam da halk arasında tabir edildiği şekilde tıraşlanarak alınır. Genelde lokal anesteziyle yapılan basit bir işlemdir. Aynı gün günlük rutininize dönebilirsiniz, kanamanız olmaz. Sadece bir süre içerideki iyileşmeyi beklemeniz gerekir.

Rahim ağzı kendini  yenileyen bir bölgedir ve rahim ağzınızın alınması artık hamile kalamayacağınız ya da adet göremeyeceğiniz anlamına gelmez. Rahim ağzınız bir süre sonra kendini toparlayıp eski haline dönecektir. Sorunlu bölge çıkartıldığı için de kısa sürede tamamen iyileşmeniz ve sizi korkutan o CIN belirteçlerinden kurtulmanız mümkün.

Leep Konizasyon işleminden burada bahsetmemizin sebebi hem teşhis hem de tedavi yöntemi olmasıdır. Leep işlemi esnasında alınan rahim ağzı; rahim ağzı kanserinin erken önlenmesi ve tedavisinde çok önemli bir işlemdir. Lütfen Leep olma fikri sizi korkutmasın. Bu kanser riskinizin bertaraf edilebileceği anlamına geliyor.

Erkeklere gelince; onlarda HPV’yi teşhis etmek biraz daha zor.

Erkeklerde aktif siğil yoksa HPV’nin teşhis edilme ihtimali yok denecek kadar az. Aktif siğil varken ise siğilden alınacak küçük bir parça ile HPV’nin türüne dair teşhis koymak mümkün.

Ancak erkekler siğilleri yoksa taşıyıcı olduklarını bilemiyorlar. Penis içinden sürüntü alınarak yapılan tahliller olsa da bu tahlillerin kadınlardaki gibi kesin sonuç vermediği söyleniyor.

HPV şüphesi olan erkeklerin cilt hastalıklarıyla ilgilenen bir dermatoloji hekimine

Kadınların ise yine dermatoloji hekimine ya da kadın doğum hekimlerine gözükmesi gerekiyor. Tedavi alternatifleri açısından kadınların kadın doğum hekimine danışmalarını daha öncelikli olarak gördüğümüzü de belirtelim.

HPV taşıyıcısı olduğumuzu öğrendikten sonra yaptırmamız gereken bir tahlil daha var. HPV genotiplendirme testi adı verilen bu tahlil HPV’nin hangi tip olduğunu öğrenmek için yapılıyor. Aktif siğillerden küçük bir parça alınarak ya da kadınlarda vajina içinden alınan sürüntüyle HPV tipinizi öğrenebilirsiniz.

Bu tahlili özel bir laboratuvarda, bizzat yetkililerle görüşerek yaptırmanızı öneririz. Çünkü her laboratuvar yeterli sayıda tipi tarayamayabiliyor.

Devlet laboratuvarların çoğunda da sadece riskli tiplerin elenmesine yönelik bir araştırma yapılıyor. Bu da taşıyıcısı olduğunuz diğer düşük riskli ya da orta riskli tipleri bilmemenize neden oluyor. Nitelikli bir HPV genotiplendirmesi yaptırmadıysınız HPV pozitif olduğunuzu bildiğiniz halde tiplendirmede sonuç alamayabiliyorsunuz.

İçinde bulunduğumuz yıla dayanarak konuşmak gerekirse, özel laboratuvarlar bu işlem için 500-700 TL arasında ücret alıyorlar. Daha fazlası veya azının talep edilmesini sorgulamanızı öneririz.

#7: Tedavi Yöntemleri

HPV’nin ne yazık ki bilinen bir tedavisi yok. Ama siğilleri yok etme gibi bir şansımız var.

Bu asla HPV’den kurtulamayacağınız anlamına gelmiyor.

Bazı hekimler HPV’nin ömür boyu vücutta kaldığını iddia etse de tamamen atıldığını söyleyenlerin sayısı da oldukça fazla.

Biz de kendi adımıza bir süre sonra bu virüsün vücuttan tamamen atıldığına inanıyoruz.

Bağışıklığımızı yüksek tutarak vücudumuzun savaşına destek olursak virüsten tamamen kurtulmamız mümkün.

Propolis, AHCC, Reishi Mantarı gibi besin takviyeleri, spor, dengeli beslenme gibi bağışıklığı güçlendiren yaşam tarzı değişiklikleriyle virüslerden 1-6 yıl gibi bir zaman aralığında kurtulmak ve HPV negatif tanısı almak hiç de zor değil. 

Bir de sigara var, elbette. Eğer HPV’den kurtulmak istiyorsanız sigaradan da mutlaka kurtulmanız gerekiyor.

Özellikle yüksek riskli tipleri taşıyıp sigara kullanan kişilerde rahim ağzındaki tahribatın çok daha hızlı geliştiğine dair (içmeyen birine göre neredeyse 3 kat fazla) pek çok çalışma var. (Alıntı)

Düşük riskli tipler taşıyorsanız ve siğilleriniz varsa sigara kullanmanız da siğillerin tekrar etme olasılığını arttırıyor.

Siğillerin yok edilmesinde ise bir çok farklı yöntem var:

Yöntem 1: Kriyoterapi

Halk arasında “siğil dondurmak” olarak bilinen bu tedavi şekli ayak ve el gibi bölgelerde çıkan diğer siğillerin tedavilerinde de uygulanır. Doktorunuz sprey şişesi benzeri bir araçla siğillerinizin üstüne sıvı nitrojen püskürtür. İşlem sırasında bir acı duymazsınız. Sadece o bölgeye buz değdirmişsiniz gibi yoğun bir soğukluk hissedersiniz. İşlemden sonra ise biraz yanma hissi duyabilirsiniz. Ayrıca çok kısa süren, anlık bir işlemdir.

Kriyoterapi işleminden sonra siğiller 1-1,5 gün içinde kararır ve kabuk bağlamaya başlarlar. 10-15 güne de tamamen yok olurlar. Bu süreçte doktorunuz size hem iz kalmaması hem de acı duymamanız için bazı merhemler verecektir.

Kriyoterapi yaygın olmayan ve belirgin bir büyüklükte olan siğillerde tercih edilir. Çok sayıda, kümelenmiş siğilleriniz varsa doktorunuz bu yöntemi uygulamak istemeyecektir. Kriyoterapi çoğunlukla dermatologların tercih ettiği bir tedavi şeklidir.  Özellikle erkeklerde penis ve çevresinde görülen siğillerde çoklukla bu tedavi şekli kullanılır.

Kriyoterapi nispeten etkili ve ucuz bir tedavi şekli olsa da siğillerin tekrar etme olasılığı açısından çok kalıcı bir çözüm olmayabilir. Tekrar kriyoterapi uygulatmak üzere doktorunuzu birkaç defa daha ziyaret etmeniz gerekebilir.

Avantajları:

  • Fiyat olarak uygun olması.
  • Anestezi gerektirmemesi.
  • İyileşme süresinin daha konforlu ve kısa olması.

Dezavantajları:

  • Siğillerin tekrarlama ihtimalinin diğer tedavi şekillerine göre daha yüksek olması.

Yöntem 2: Koterizasyon

Siğil dondurmaktan sonra yine halk arasında “siğil yaktırmak” olarak bilinen tedavi şekline geçiyoruz.

Koterizasyon işlemi koter ismi verilen bir aletle yapılır. Aslında bu alet dokuları yakarak, kansız bir şekilde kesmeye yarayan, kaleme benzer bir ameliyathane aracıdır. Bu yüzden koterizasyon işlemi genelde ameliyathanelerde, genel veya lokal anestezi altında yapılır.  Küçük elektrik akımları ileten bu cihazla siğillerin köklerini yakarak kurutmak amaçlanır.

Koterizasyon özellikle yaygın siğillerde kullanılan en etkili yöntemdir.

İşlem esnasında lokal ya da genel anestezi altında olacağınız için acı duymazsınız. Kriyoterapi kadar kısa sürmese de koterizasyon da 15-20 dakikalık bir işlemdir. Fakat siğillerin olduğu bölgeye ve siğillerin yaygınlığına göre işlemden sonraki iyileşme süreci uzun ve acılı olabilir.

Hekimler bu yöntemi çok etkili buldukları için işlem sonrası sıkıntılar hakkında bilgi verip alternatif tedavi yöntemlerini size iletmeyebilirler. Özellikle vajina içi, rahim ağzı gibi yerlerde çok yaygın siğilleriniz varsa ağrılı bir iyileşme süreci geçireceğinizi bilmeniz gerekir.

Tedavi masrafı ise kriyoterapiden bir tık daha fazla olabilir.

Avantajları:

  • Siğillerin tekrarlama ihtimalini en aza indiren yöntem olması.

Dezavantajları:

  • İyileşme sürecinin daha uzun ve ağrılı olması.
  • Yakılan yerlerde iz kalma ihtimalinin yüksek olması.

Yöntem 3: Lazer

Lazer tedavisi son birkaç yıldır ülkemizde de uygulanıyor. Kısa sürede pek çok özel tedavi merkezinde uygulanmaya başlansa da henüz devlet hastanelerinde lazer tedavisi seçeneği bulunmuyor.

Adı üstünde, siğillerin köklerini lazer ışınlarıyla kurutuyoruz. Yukarıda saydığımız işlemler arasında kriyoterapiden çok daha etkili ancak koterizasyondan bir tık daha az etkili bir işlem.

Genelde lokal anestezi altında yapılıyor, 10-15 dakika kadar sürüyor ve işlemin hemen ardından günlük rutininize dönebiliyorsunuz.

En fazla 3 gün süren hafif yanma dışında bir sıkıntı olmuyor; ki doktorunuz zaten o hafif yanma için size bir merhem reçete edecektir.

Avantajları:

  • Koterizasyona göre çok daha az acılı ve iyileşme sürecinin kısa olması.
  • İz kalma olasılığının çok düşük olması.
  • Çok yaygın siğillerde bile etkili olması.

Dezavantajları:

  • Diğer yöntemlere göre pahalı olması ve devlet hastanelerinde uygulanmaması.

Yöntem 4: Cerrahi Operasyon

Çok yaygın siğilleriniz varsa bilhassa devlet hastanelerindeki hekiminiz siğilleri cerrahi işlemle çıkarmayı önerebilir.

Ancak günümüzde lazer tedavisinin bu konuda oldukça etkili olduğunu söylemek isteriz.

Siğillerinizin bulunduğu yere göre çok sıkıntılı bir iyileşme süreci yaşayabilirsiniz. İmkanınız varsa, hatta mümkünse bir şekilde imkan edinip bu yöntem yerine lazerle tedavi olmayı seçmenizi öneririz.

Yöntem 5: Asit İçeren Çeşitli İlaçlarla Tedavi

Eğer tek ya da çok az sayıda siğiliniz varsa hekiminiz size asit içeren birtakım ilaçlar reçete etmeyi önerebilir.

Asit içeren ilaçları doktorunuzun belirttiği şekilde siğillerin üstüne uygulamanız gerekecektir.

Bu asitler siğillerin kuruyarak düşmesini sağlar. Ancak anlayacağınız üzere bu biraz süreç ve sabır isteyen bir yöntem.

Eğer siğilleriniz azsa ve ilaçları kolay tatbik edebileceğiniz yerdelerse bu da iyi bir seçenek olabilir.

Yöntem 6: Alternatif Tedavi Yöntemleri

Genital siğiller ve HPV’den kurtulmak konusunda eminiz bir çok doğal diye tabir edilen yöntem duyacak ve okuyacaksınız.

Siğillere elma sirkesi basmak, sarımsak sürmek, propolis damlatmak gibi envai çeşit yöntem mevcut. Gelin görün ki biz siğillerinizin üstüne hekiminizin önerisi haricinde bir şey sürmenizi kesinlikle önermiyoruz.

Eğer yine de, ben şansımı deneyeceğim, diyorsanız kararı elbette ki size bırakıyoruz.

Ancak siğiliniz olsun olmasın vücuttan atılmasında etkili olduğu bilimsel çalışmalarla ispatlanmış gıda takviyeleri de mevcut.  Bunlardan hakkında en hemfikir olunanı “propolis.”

Ayrıca:

  • Beta-Glukan içeren besin takviyesi tabletleri
  • AHCC ismi verilen uzakdoğu menşeli birkaç mantarın özlerini (shiitake, maitake gibi) ve alfa glukan bileşenlerini içeren kapsüller
  • Yine Uzakdoğu menşeli olan reishi mantarını içeren kapsüller.

Bağışıklık sistemini uyaran ve güçlendiren besin takviyelerinin HPV’yle savaşmada çok etkili olduğu söyleniyor. Ancak bunlarla ilgili bilimsel bir kanıt sunamıyoruz çünkü bu saydıklarımızın hiç biri ilaç sınıfına girmiyor.  Biz yine de başta propolis olmak üzere bahsettiğimiz bu gıda takviyelerini de araştırmanızı öneririz.

#8: HPV Tedavi Edilmezse Ne Olur?

HPV'nin Nedenleri

Siğillerinizden kurtulmazsanız hem kozmetik olarak sıkıntılı olur ve hem de siğiller idrar yollarınıza kadar yayılarak sağlık açısından risk haline gelmeye başlar.

Ancak yüksek ve orta seviyedeki tiplerin sürekli takip altında tutulması gerekir.

HPV virüsleri:

  • Rahim ağzı kanserlerinin %96’sından
  • Ağız içi ve gırtak kanserlerinin %70’inden
  • Baş ve boyun kanserlerinin %18’inden
  • Ve Penis kanserlerinin %50’sinden sorumludur.

Yani sigaranın akciğer kanserindeki etkisinden çok daha yüksek bir etki oranından bahsediyoruz.

Neyse ki erken haberdar olunan ve takip edilen riskli bir HPV türünün kanser yapma olasılığı da bir o kadar azdır. Bu yüzden korkmamak ve düzenli takip altında olmak en etkili çözüm.

#9: Nasıl Korunurum?

1: Aşı Olmak

HPV aşısı
Aşı olmak, HPV’den korunmanın bilinen en etkili yoludur.

HPV’den korunmanın en etkili yöntemi aşı olmaktır.

Aşılar hakkında bilgi vermek gerekirse bu konuda geliştirilen güncel üç çeşit aşı bulunuyor. Ancak HPV’yle ilgili çalışmalar o kadar hızlı ilerliyor ki biz bu yazıyı yazarken bile yenileri çıkmış olabilir. Yenilikleri takip ediyor olacağız.

Şimdilik ülkemizde de yapılan Gardasil ve Cervarix isimli iki aşıdan bahsedelim. Gardasil-9 un uygulanması için henüz ruhsat alınmış değil ama kısa sürede alınacağını düşünüyoruz.

Aşı ismi: Gardasil: Koruyacağı tipler: HPV tip 6, 11, 16, 18

Aşı ismi: Gardasil-9: Koruyacağı tipler: HPV tip 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52, ve 58 

Aşı ismi: Cervarix: Koruyacağı tipler:  HPV tip 6,11, 16 ve 18

Aşıların 9-12 yaş aralığında hem kız hem de erkek çocuklara yapılması önerilmekte. En makbulü hiçbir cinsel münasebet olmadan, hatta maksimum etki için 26 yaşından önce yapılmasıdır. Ancak aşıların 45 yaşına kadar etkin olduğuna dair çalışmalar mevcut ve 45 yaşına kadar uygulanabiliyor.

Cinsel ilişki olsa dahi HPV taşımıyorsanız ya da taşıyor olsanız bile diğer tiplere karşı korunmak için aşı olabilirsiniz. Hatta mutlaka olmalısınız. Aşıların yaşlara göre etkinliği ve uygulanma şekillerine dair bilgi için sizi şuraya alalım.

Yalnız şöyle bir sıkıntımız var ki, aşıların maliyeti devlet tarafından karşılanmıyor. Reçete ettirmeden de eczaneden temin edip kendi imkanlarınızla yaptırabilirsiniz. Aralıklı dozlar halinde yapılan aşıların güncel maliyeti şimdilik 1000-1500 TL arasında.

2: Prezervatif Kullanmak

Prezervatif cinsel yolla bulaşan pek çok hastalıktan korunma sağlasa da HPV söz konusu olunca maalesef yeterli olmuyor. Prezervatifin dışında kalan bölgelerin teması da bulaşma açısından oldukça yüksek risk taşıyor. Yine de bulaşma ihtimalini düşürdüğü için prezervatif kullanmak önemli.

3: Genital Bölgeleri Jiletle Traş Etmemek

Temizlik adına pratik olsun diye yaptığımız bu uygulama HPV’nin bulaşması için çok konforlu bir ortam yaratıyor.

Jiletle traş ettiğimiz bölgelerde çoğu zaman gözle görülmeyen ya da bizi rahatsız etmeyen küçük kesikler oluşuyor ve genital sıvıların bu küçük yaralarla temas etmesi hızlı bir şekilde bulaşmaya sebep oluyor.

Aktif siğilleriniz varken de genital bölge kıllarınızdan kurtulmaya çalışmak pek iyi bir fikir değil. Çünkü lazer, ağda, tüy dökücü krem ya da jilet, hangi epilasyon yöntemini kullanırsanız kullanın farkında olmadan siğillerin dağılmasına ve çoğalmasına yol açabilirsiniz.

Aktif siğilleriniz varken de makasla kısaltma dışında hiçbir epilasyon yöntemini kullanmamanız çok önemli. Ancak aktif siğiliniz yoksa jilet dışındaki epilasyon yöntemlerini tercih edebilirsiniz.

4: Düzenli Olarak Smear Tahlili Yaptırmak

Erkeklerin böyle bir tahlil yaptırma şansları yok ama kadınlar için Smear tahlili büyük bir nimet.

Smear pek çok kadın hastalığının erken teşhisini sağladığı için çok önemli. HPV’nin rahim ağzında tahribat yapıp yapmadığını bu test sayesinde öğrenebiliyoruz. 

Bazı doktorlar Smear’la birlikte HPV tahlili istemeyebiliyorlar. Smear tahlili yaptırırken doktorunuzdan mutlaka HPV taşıyıp taşımadığınızı öğrenmek istediğinizi talep edin. Aynı tahlil örneğiyle HPV’ye de bakılabiliyor.

Ancak bu tahlille sadece HPV taşıyıp taşımadığınızı öğrenirsiniz. Ne kadar riskli bir tip taşıdığınızı öğrenmek içinse ayrı bir tahlil yaptırmanız gerekiyor.

Cinsel hayatı olan bütün kadınların eğer HPV taşıyorlarsa 6 ayda bir, herhangi bir rahatsızlıkları yoksa senede bir mutlaka Smear tahlili yaptırması gerekiyor.

5: Partnerinizden Bilgi İstemek

Partnerinizden bu konuda dürüstçe bilgi isteyebileceğinizi bilmelisiniz. Evet, bunu talep etmek pek kolay olmayabilir, partnerinizin size dürüst davranıp davranmayacağından da emin olamazsınız ama sağlığınızın her şeyden önemli olduğunu unutmayın.

HPV’nin sanıldığı gibi hijyenik olmakla ya da çok eşli olmamakla doğrudan bir ilişkisi bulunmuyor. Elbetteki çok eşli ilişkilerde bulaşma ve farklı tipler taşıma oranı artıyor ama tek eşli ilişkiden hatta tam olarak bir ilişki yaşamadan da HPV’ye maruz kalanların sayısı oldukça fazla.

#10: Psikolojik Süreç

HPV ve psikolojik destek
Psikolojik destek HPV’yi yenmede önemli bir yer tutar.

Muhtemelen siz de HPV tanısını alan pek çok kişi gibi paniğe kapıldınız ve soluğu internetin başında aldınız.

Kafanız iyice karıştı, endişelendiniz ve çok korktunuz.

Korkmayın, sizi rahatlatmak için buradayız. Biliyoruz, malum bulaşma yöntemi sebebiyle hastalığınızı pek kimseyle de paylaşamak istemeyeceksiniz ama bizimle paylaşabilirsiniz.

Elindeki siğili tavuğun arkasına sürersen geçer, siğilinin üstüne köpek işerse geçer, bizim köyde nefesi kuvvetli bir hoca var, ona okutursak geçer gibi onlarca, hiçbir bilimsel tanımı hatta çoğu zaman faydasından çok zararı olan yöntemle siğillerin tedavi edilebildiğini aile büyüklerinden eminiz duydunuz.

Hatta bu bilim dışı yöntemlerle siğillerinden kurtulanlarınız da oldu.

Aslında bunların hiçbirinin siğillere neden olan virüsle ve tedavisiyle bir ilgisi yok.  Denemenizi de önermiyoruz. En azından tavuğun arkası, köpeğin idrarı gibi tehlikeli olanlarına bulaşmazsınız diye umuyoruz.  🙂

Kesin olan tek bir şey var ki o da HPV’nin geçeceğine inanmanız ve bu yöntemlerin placebo etkisi yaratması. Placebo asında farmakolojik bir etkisi olmayan ilaçların tamamen inanç ve telkinle işe yaramasını tanımlayan bir tabir ve düşünün ki siz placeboya yanıt verdiğine dair bir sürü bilimsel çalışmaya konu olmuş bir hastalığa sahipsiniz.

Moralinizi yüksek tutup, geçeceğine kuvvetle inanmanız gerçekten çok büyük etki sağlıyor. Eminiz bunu size doktorunuz da söyleyecektir.

Tabi ki bu hastalıkta partnerinizin desteği de çok önemli. Hem hastalığı daha fazla bulaştırmamak adına, hem de kendi sağlığınız için bunu partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin. Zira bu kadar çok yaygın olmasının sebebi de insanların cinsel ilişki yaşadıkları kişilerle bunu paylaşmamaları.

Ya beni yanlış anlarsa, ya beni terk ederse, ya benimle birlikte olmazsa gibi korkularınızı bir kenara bırakıp bunu paylaşmanız gerekiyor. Zaten sizi seven ve gerçekten değer veren bir insan bu durumu anlayışla karşılayıp destek olmaya çalışacaktır.

Hadi o tamam da ben tek gecelik ilişkiler yaşayan biriyim, o zaman ne olacak derseniz de yine bunu izah etmeyi sizin vicdanınıza bırakmak durumundayız. Elbette bu hastalıktan kurtulana kadar kimseyle olmamanızı söylemek boynumuzun borcu ama bunu yapmayacaksanız bile olası risklerden bahsetmenizi ve maksimum önlem almanızı istiyoruz.

Toplumsal yapımız hasebiyle hastalığı taşıyanların kendisini kirli hissetmesi, meslek etiğine aykırı davranan bazı doktorların hastalarına böyle hissettirmeleri de çok sık karşılaştığımız bir durum.

Lütfen bütün bunlara kulaklarınızı tıkayın.

Eğer buraya kadar geldiyseniz zaten bu hastalığın pis olmakla, partner konusunda seçici olmamakla, çok fazla partner değiştirmekle bir ilgisi olmadığını öğrendiniz. Elbette partner sayısının çokluğu riski yükseltiyor ama ülkemizde çok farklı bir durum da var.

Türkiye’de kadınların çok büyük bir oranı HPV’yi ilk ilişkisinden alıyor. Bu oranın yüksek olmasının en büyük sebebi erkeklerin evlenmeden önce cinsel hayatlarının olmasının hoşgörülmesi ancak aynı hoşgörünün kadınlara gösterilmemesi.

Bunu yargı bildirme anlamında değil, elbette toplumsal bakış açımıza atfen bir örnek olarak ifade ediyoruz. Aslında demek istediğimiz, sizin HPV taşıyor olmanızın “başka bir anlama” gelmediği.

Hareketli bir cinsel yaşantınız olsun ya da olmasın, kimsenin tercihinize ya da durumunuza dair özgüveninizi kaybetmenize neden olacak konuşmalar yapmasına müsaade etmeyin.

Ayrıca HPV tanısı almak pek çok kişi için bir yaşam değişikliği yapmak adına çok büyük bir motivasyon kaynağı olabiliyor.

Sigarayı bırakmak, düzenli beslenmek, spora başlamak gibi HPV’den sizi kesinlikle kurtaracak bir sürü sağlıklı aktiviteye adım atmanıza, kendinizi daha zinde ve iyi hissetmenize neden olacak bir sebep bulmuş olabilirsiniz.

Bir de meseleye bu tarafından bakmayı deneyin.

Aslında biraz yaşam değişikliğiyle önünde sonunda kurtulacağınız bir hastalığınız var.

Lütfen üzülmeyin, yalnız değilsiniz.

Yine de daralırsanız bize yazın. 🙂

#11: Sıkça Sorulan Sorular

  • 1.Soru: Ayağımda, kolumda veya elimde çıkan siğil genital bölgeme bulaşır mı?
  • Yanıt: Hayır, bulaşmaz. Dış derinizde çıkan siğillerle cinsel yolla bulaşan siğiller farklıdır.
  • 2. Soru: Genital siğilleri diğer aile fertlerine bulaştırma ihtimalim var mı?
  • Yanıt: Tabak ve kaşık gibi eşyaları ortak kullanmanız bir sıkıntı yaratmaz. Ama banyo havlusu, iç çamaşırı, mayo gibi genital bölgelerinize temas eden çamaşırları ayrı tutmanızda ve yıkamanızda fayda var.
  • 3. Soru: Partnerimde de bende de hpv var, ama siğilimiz yok. Birlikte olabilir miyiz?
  • Yanıt: Eğer tek eşliyseniz ve aktif siğiliniz yoksa normal cinsel hayatınıza devam edebilirsiniz. Ancak aktif siğiliniz varsa siğillerinizden kurtulana kadar birlikte olmanızı önermiyoruz. Cinsel ilişkiye devam etmeniz siğilleri dağıtma ve çoğaltma ihtimalini arttırır.
  • 4. Soru: Peki bende siğil var ama eşimde yok, o zaman ne yapmalıyız?
  • Yanıt: Sizdeki siğiller tedavi olana kadar kesinlikle birlikte olmanızı önermiyoruz. Siğil tedavisi akabinde de tekrarlama riski olacağından prezervatif kullanılması şiddetle önerilmektedir.
  • 5. Soru: Aktif siğilim yok ama HPV taşıyorum. Cinsel hayatım olmalı mı?
  • Yanıt: HPV negatif tanısı alana kadar cinsel hayatınıza ara vermenizi öneriyoruz. Ancak tek eşliyseniz ve eşinizde de siğil yoksa bu durumda normal cinsel hayatınıza devam edebilirsiniz. Yine de hekimler HPV negatif tanısı alana kadar prezervatif kullanılmasını öneriyorlar ve bunun iyileşmeyi hızlandırdığını söyleyen çalışmalar var.

  • 6. Soru: Ben HPV negatif tanısı aldım ama partnerim almadı. Ondan bana tekrar bulaşır mı?
  • Yanıt: Hayır, bulaşmaz. Bir tipe karşı bağışıklık kazandıysanız o tipin size tekrar bulaşma ihtimali yoktur. Ama tek eşli değilseniz başka bir tipi tekrar alma ihtimaliniz her zaman var.
  • Bu konuda başka bir spekülasyon daha mevcut. HPV taşıyorsanız tek bir tip taşıma ihtimaliniz oldukça düşük. Bazı hekimler partnerinizden bütün tipleri alacağınızı iddia ederken bazıları sadece tek bir tipi almış olabileceğinizi, daha sonra diğer tiplerin de aktif olabileceğini iddia ediyorlar.
  • Yani Tip 6 atlatmış, HPV negatif sonucu almış ve o tipe karşı bağışıklık kazanmış olabilirsiniz. Ancak partnerinizde Tip 51 de vardır ve o başlarda size bulaşmamışken sonradan sizde de aktif olabilir. Fakat Tip 6 tekrar aktif olmaz. Ona bağışıklık kazandınız ve bitti. Tekrar başkasından da almazsınız.
  • Gerçi söylediğimiz gibi bu kesinliği olan bir durum değil. Bazı hekimler bütün tipleri hali hazırda alacağınızı iddia ediyorlar.
  • 7. Soru: Hamileyim, bebeğime HPV bulaştırabilir miyim?
  • Yanıt: Maalesef bu çok yüksek bir olasılık. Ancak bebeğinizin bağışıklık sisteminin güçlü olması halinde bundan kurtulması da çok yüksek bir olasılık.

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email

Günlük sağlık ipuçları alın.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz.