Share on facebook
Share on twitter
Share on email
Share on print

Zona: Tanı, Teşhis ve Tedavi

Zona Nedir? | Belirtileri | Tipleri | Nedenleri | Teşhis | Tedavi | Bulaşıcı mıdır?

Zona görünümü

Doktorunuzun soracağı ilk soruyu sorarak başlayalım.

“Sizi bu kadar üzen ne oldu?”

Zona, her ne kadar virüsle ilgili bir hastalık olsa da ortaya çıkma sebebi genellikle üzüntü ve stresle ilgilidir.

Hadi başlayalım.

#1: Zona (Gece Yanığı) Nedir?

Zona, suçiçeğine sebep olan virüsün sinir uçlarına tutunarak ağrılı ve yangılı kabarcıklar şeklinde deri döküntüleri yapmasına sebep olan bir cilt hastalığıdır.

Eğer zonayla karşılaştıysanız uçuklara sebep olan herpes virüsü familyasından bir virüsle muhatapsınız demektir. “Herpes zoster” denen bu virüs çocukken geçirdiğiniz “suçiçeği” hastalığıyla doğrudan ilişkilidir.

Yani siz zonaya sebep olan bu virüsü çocukken suçiçeği geçirerek vücudunuza aldınız. Virüs yıllarca bedeninizde uyudu. Bağışıklık siteminizin zayıfladığı ya da çok üzgün olduğunuz bir anda virüs tekrar aktif oldu ve zona olarak kendini gösterdi.

Zonanın gençlerde görülme ihtimali düşüktür. 50’li yaşlardan sonra ise görülme sıklığı artar. Yaşı genç ve bağışıklığı nispeten daha kuvvetli kişilerde ağrılar ve döküntülerin şiddeti daha az olabilir.

#2: Zonanın Belirtileri

Zona, vücudunuzun sadece sağ ya da sol tarafında, şeride benzeyen belirli bir alanda kırmızı, kimi zaman içi sulu kabarcıklar şeklinde kendini gösterir.

Aslında döküntüler suçiçeği hastalığının döküntülerine çok benzer. Tek fark şu ki; suçiçeği bütün vücuda yayılırken zona tek bir alanda toplanır. Zaten teşhiste en ayırıcı yöntemlerden biri de bu döküntülerin tek tarafta ve kısıtlı bir alanda konumlanmış olmasıdır.

Yaygın olarak bu döküntüler sırt, bel çevresi, göğüs altı ve üstü gibi yerlerde kendini belli eder. Nadiren ağız içi, kulak ve göz gibi yerlerde de konuşlanabilirler.

Zona döküntüleri, ortaya çıkmadan birkaç gün önce yaşınıza ve genel durumunuza bağlı olarak şiddeti değişen ağrılara yol açabilir.

Halk arasında bu hastalığın “gece yanığı” diye adlandırılmasının sebebi de ağrıların gece daha şiddetli olmasıdır. Döküntüler kaşıntı isteği uyandıran yanmalara sebep olabilir.

Zona çıkarken nadiren halsizlik, ateş, iştah kaybı, lenf bezlerinde büyüme ve mide-bağırsak sıkıntıları gibi sorunlara yol açabilir; ancak bu belirtiler döküntüler çıktıktan sonra genellikle azalır veya yok olur.

#3: Zona Tipleri

Zona yaygın olarak vücudun bel, karın, göğüs altı ve sırt gibi bölgelerinde kendini gösterir.

Fakat nadiren de olsa daha tehlikeli durumlara yol açabilecek türleri vardır. Bu türler sıklıkla ileriki yaşlarda ya da bağışıklık sistemini baskılayan ağır hastalıklarla birlikte görülebilirler.

Oftalmik Zoster (Göz Zonası)

Alın ve göz kapakları çevresinde döküntülere sebep olan bu zona türü burun altı, yanak, üst dişler, damak, alt çene ve dudak boyunca görülebilir. Göz kapağında ödeme, ağrılı ve kanamalı döküntülere sebep olabilir. Tedavi edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açabilir.

Oral Zoster (Ağız Zonası)

Ağız içi kaygan dokusu olan mukozada, haliyle yanak içi, dişler, dil ve dudaklarda görülen zona türüdür. Tat alma duyusunda kayıplara yol açabilir.

Kranial Zoster (Baş ve Boyun Zonası)

Döküntüler saçlı deride, baş ve boyun bölgesinde görülebilir. Bu bölgeye yerleşen zona lenf bezlerinde şişmeye sebep olabilir.

Otik Zoster (Kulak Zonası)

Dış kulak çevresinde döküntülere sebep olan bu türe genelde tek taraflı kulak çınlaması, kulak ağrısı ve baş dönmesi eşlik eder. Yine lenf bezlerinde şişliğe, tat alma duyusunda bozulmalara yol açabilir. Tedavi edilmediğinde kalıcı sağırlığa neden olabilir.

Yukarıda saydığımız zona türleri çok daha nadir görülmelerine karşın cidden tehlikelidir. Yüz felcine dahi sebep olabilirler ve ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi sonuç alınabilir.

Bunlar daha ileri yaşlarda görülen ve hep söylediğimiz gibi bağışıklık sistemini baskılayan kanser gibi ağır hastalıklara eşlik edebilen zona türleridir.

Hemen korkuya kapılmamanızı ve ilk şüphelendiğiniz şeyin bunlar olmaması gerektiğini hatırlatalım.

#4: Zonanın Nedenleri

Zonanın Nedenleri

Zonanın kaynağı bir önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi çocukluk dönemi hastalığı olan suçiçeğine yakalanıp herpes zoster isimli virüsü vücudunuza almış olmanızdır. Eğer suçiçeği geçirmediyseniz bu virüsü almış olma ihtimaliniz yoktur, yani hayatınız boyunca zona çıkarma ihtimaliniz sıfıra yakındır.

Zonaya sebep olan bu virüs yıllarca vücudunuzda uyur ve hayatınız boyunca hiç ortaya çıkmayabilir.

Virüsün bir anda uyanıp zonayı ortaya çıkarmasının başlıca sebepleri arasında bir şekilde bağışıklığınızı zayıf düşürecek bir durumla karşılaşmanız vardır. 

Bu durumlar:

  • Üzüntü ve stres
  • HIV ya da kanser gibi bağışıklık sistemini doğrudan etkileyen hastalıklar
  • Kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri
  • Düzensiz ve kötü beslenme alışkanlıkları
  • Yaşlılık

gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

Hekimlerin bilhassa erken yaşlarda görülen zonanın sebebi konusundaki  genel kanısı büyük bir üzüntü ve stresin buna yol açtığıyla ilgilidir.

#5: Zona Nasıl Teşhis Edilir?

Zona, ciltte döküntüler yaptığı için hastalar ilk önce soluğu bir cilt hastalıkları uzmanının yanında alırlar, ki ilk yapmanız gereken de bu olmalıdır.

Zona, sıklıkla egzama, ürtiker, gül hastalığı gibi döküntüleri olan diğer cilt hastalıklarıyla karıştırılır. Cilt hastalıkları uzmanı zona döküntülerini elbette ki çok iyi tanıyacaktır.

Döküntülerin tek taraflı olması, yerleşim şekli ve ağrı bulgusu zonanın teşhis edilmesindeki en belirgin semptomlardır.

Nadiren hiç döküntü yapmayan ya da döküntülerin öncesinde şiddetli bir ağrı olarak kendini belli zonanın teşhisini ise koymak ise oldukça zordur. Henüz zona döküntüleri çıkmadığı için doktorunuz kalbinizden, bağırsaklarınızdan, belinizden ve apandistinizden bile şüphelenebilir.

Göz çevresi, kulak ve ağız içi gibi bölgeleri tutan bir zonada kulak burun boğaz uzmanı, göz hastalıkları hekimi ya da beyin cerrahıyla görüşmeniz gerekebilir.

Zona, sinir uçlarını etkileyen bir hastalık olduğundan genel olarak bir nöroloji uzmanı ve yine üzüntü ve stres kaynaklı olduğundan bir psikiyatri uzmanıyla da koordineli çalışılması hastanın faydasına olabilir.

Zaten teşhisi koyan doktor sizi bu konuda doğru şekilde yönlendirecektir.

#6: Zona Nasıl Tedavi Edilir?

Zona Tedavi

Zonanın kesin ve etkili bir tedavisi maalesef bulunmuyor. Belirtilerin ve şiddetinin azaltılması için doktorunuz size birtakım ilaçlar verecektir.

Zona hastalığının tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Virüslerle ilgili bir hastalık olduğu için birtakım antiviral ilaçlar ve merhemler
  • Ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler
  • Yaraların iz bırakmasını, kaşıntısını ve yangısını azaltmak için yine birtakım solüsyonlar ve merhemler.
  • Zona sinir uçlarını etkileyen bir tür hastalık olduğu için başta sinir uçlarını kuvvetlendirecek kuvvetli B vitamini takviyesi ve bağışıklık güçlendirici ilaçlar ya da gıda takviyeleri

Peki, siz evde kendi başınıza bir şeyler yapabilir misiniz?

Grip ya da nezle gibi durumlarda bağışıklığınızı kuvvetlendirmek için yaptığınız ne varsa zona için de aynılarını yapabilirsiniz. Evet, bu zonanızı tedavi etmez ama hastalığı daha konforlu bir şekilde atlatmanıza yardımcı olacaktır.

Dinlenmek, iyi beslenmek, bol bol sıvı almak, zencefil, ıhlamur gibi bitki çayları tüketmek ve mümkünse üzüntü ile stresten uzak durmaya çalışmak gibi yöntemler etkili olabilir.

Zona ne zaman iyileşir?

Gençlerde hastalığın iyileşme süresi 2-3 haftayı bulabilirken daha yaşlılarda bu süreç 6-8 haftaya kadar uzanabilir. Döküntüler birkaç gün içinde kabuk bağlayarak kaybolur ama ağrılar zona döküntüleri kaybolduktan uzun süre sonra bile devam edebilir.

Nöropatik ağrı adını veren bu ağrılar zona iyileştikten sonra yine kişiye bağlı olarak bir aydan bir yıla kadar yayılan sürede kendini hatırlatabilirler.

Döküntüler iz bırakır mı, diye soracak olursanız da bu çok nadir rastlanan bir şeydir, diyebiliriz. Eğer döküntüleri kaşıyıp enfeksiyon kapmalarına sebep olmazsanız iz kalma ihtimali çok düşüktür.

Zona Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Zona tedavi edilmezse ölme ihtimaliniz çok düşük ancak zonanın tutunduğu yere göre sonuçları ölüme götürebilecek sıkıntılar yaşayabilirsiniz.

Zona virüsünün vücudun başka yerlerine ve iç organlara yayılma ihtimali de nadir de olsa maalesef var. Bağışıklık sisteminiz aşırı şekilde zayıf ve baskılanmışsa veya yaşınız yüksekse zonanın daha nadir görülen türleriyle yüzleşmek zorunda kalabilirsiniz.

“Zona Tipleri Nelerdir?” başlığında bahsettiğimiz türler felce, kalıcı sağırlık ve körlüğe yol açabilirler fakat erken teşhisin her zaman hayat kurtardığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Eğer daha sıkıntılı zona türlerinden biriyle yüzleşmediyseniz döküntüler birkaç gün içinde kaybolacak ve ağrılarınız da zamanla azalarak yok olacaktır.

Zona Tekrarlar Mı?

Aslında tıbbi kaynaklar bir kez zona geçirdiyseniz ikinci kez zonaya yakalanmanızın düşük bir ihtimal olduğunu söylüyorlar. Yani hastaların çoğunda zona atağı sadece bir kez görülüyor. Ancak bu, zonanın tekrarlanma ihtimalini yok etmiyor.

Zonanın genç yaşlarda tekrar etme ihtimalinin daha düşük ancak 50 yaş üstü hastalarda daha yüksek olduğu söyleniyor.

#7: Zona Bulaşıcı Mıdır?

Zona için tam olarak bulaşıcıdır diyemeyiz, ama bulaşıcı değildir dememiz de imkansız.

Zona hastalığına yakalanmak için daha önce suçiçeği geçirmeniz gerektiğinden bahsetmiştik. Suçiçeği aslında zonanın ilk versiyonudur diyebiliriz.

Eğer geçmişte suçiçeği geçirmediyseniz aktif zona yaraları olan birinin yaralarına temas etmeniz ya da yakınında bulunmanız durumunda bu hastalığın ilk versiyonu olan “suçiçeği” şeklinde size bulaşma ihtimali çok yüksek.

Kısacası zona, zona şeklinde bulaşmaz ama suçiçeği şeklinde bulaşabilir.

Ancak daha önce suçiçeği geçirdiyseniz virüs size bulaşmaz ve zona olmazsınız. Çünkü hali hazırda bu virüsü taşıyorsunuz demektir.

Çocukken yapılan suçiçeği aşısı suçiçeği geçirmenize engel olmuş olabilir; ancak aşı olarak bir şekilde bu virüsü almış oldunuz. Aşı olduğunuz ve suçiçeği geçirmediğiniz halde çok nadiren de olsa zona hastalığına yakalanma ihtimaliniz olduğunu belirtelim.

İlk şüpheleneceğiniz şey elbette ki bu olmamalı fakat aşı olduğu halde zonaya yakalanan nadir vakalar kaydedilmiş.

Zona’dan Nasıl Korunurum?

Suçiçeği, %90 oranında 15 yaş altında görülen bir çocukluk çağı hastalığı olarak kabul ediliyor.

Suçiçeği aşısı, ülkemizde 2012 yılından itibaren doğan ve on iki ayını dolduran her çocuğa yapılıyor.

Bu aşı ileride zonaya yakalanmamak için çok önemli bir korunma yöntemi. Ancak; 2012’den önce doğan ve suçiçeği geçiren herkes hala zona riski altında.

Yakın dönemde 50 yaş üstünün zonadan korunması için Amerikan menşeli bir aşı geliştirildi ve bu aşı ülkemizde de uygulanmaya başladı.

Tek doz olarak yapılan bu aşı hiç zona geçirmeyen ya da daha önce zona geçirmiş kişilere de uygulanıyor. Zona geçiren kişilerin aşıyı olması hastalığın tekrarlama ihtimaline karşı öneriliyor. Fakat 50 yaş altı kişilere “zona aşısı” uygulanmıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email

Günlük sağlık ipuçları alın.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz.